Tarihimizin En Büyük Kontrgerillası: Topal Osman Ağa

Topal Osman Ağa, günümüze seveni olduğu kadar sevmeyeninin de olduğu, Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyetin kuruluş yılları arasında önemli görevler almış, iyisiyle kötüsüyle bir çok ses getirici işe imza atan bir şahsiyettir.

Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi, Çerkez Ethem gibi, çok küçük yaşlarda baskın bulunan karakter özellikleri, ilerleyen yıllarda içerisinde bulunduğu şartlardan dolayı daha da gelişmiş, sivrilmiş ve ustalaşmıştır. Küçük yaşlarda, sahip olduğu çatışmacı ruhu, liderlik yeteneği ile “Ağa” lakabını almıştı. Aslen bir Laz uşağı olan Osman Ağa, kendisini net bir şekilde “Türk ve Müslüman” olarak vurgular ve bu iki kavramın koruyuculuğuna kendisini adadığını söylerdi.

İçerisindeki savaşçı ve gözüpek ruhu her daim baskın olan Osman Ağa, ilk ciddi çatışmasını Balkan’larda verecektir. Balkan Savaşlarında, Çatalca dolaylarında dizine saplanan şarapnelden dolayı ömrünün geri kalanında “Topal” lakabını alacaktı. Osman Ağa, Giresun ve bölgesinde artan Pontus temelli ayrılıkçı faaliyetlere karşı gelmek istiyordu. Dış güçlerin önemli şekilde desteğini alan bu çete temelli silahlı/ayrılıkçı gruplar 20-25 bin kişiden oluşan bir mevcudiyete ulaşacaklardı. Hali hazırda bölgede -bir kısmı müslüman olmuş- ciddi şekilde Rum nüfusu zaten mevcuttu. Dillerini korumuş olan bu gruplar, Anadolu ve Rumelinin her tarafını sarmış ayrılıkçı akımların etkisine kapılarak, silahlı çetelerle ayrılıkçı mücadelelere girmişlerdi. Osman Ağa, kendi çetesi ile birlikte Giresun merkezli olacak şekilde bölgede ciddi bir temizlik hareketine başlamıştı. Bu yazıda Osman Ağa’nın biyografisi ya da iyi/kötü olmasından çok kullandığı teknikler ve kontrgerilla harekatında ne kadar başarılı olduğu üzerinde duracağız. Osman Ağa, kendi kuvvetlerini, tıpkı düşmanlarının hareket tarzlarında olduğu gibi gerilla temelli olarak yönetir. Yeri geldiğinde kılık değiştiren, hızlı şekilde silahlanabilen, Rus işgali altında olsa dahi savaş kaçaklarından oluşan 700 kişilik bir grup toplayabilen ilginç bir insandı. Yetenekleri ve teşkilatçılığı, savaşçı ve gözü pek yapısı ile bütünleşiyordu. Kendisi önceleri Karadeniz Bölgesindeki Rum çetelerinin yaptığı işkence ve öldürmelere misliyle karşılık vermekteydi. Ele geçirdiği çete üyelerini ise gemi kazanlarında yakmaktan tutun, kurşuna dizmeyi ve hatta akla gelmeyecek işkenceler uygulamakta asla çekinmiyordu. Buraya kadar normal bir çeteci gibi davransa da onu diğerlerinden farklı kılan yaptığı propaganda faaliyetleriydi. Duvarlara yazdığı yazılar, kulaktan kulağa yayılmasını istediği bazı olaylar onun üzerindeki korku faktörünü daha da artırıyordu. Bu sayede psikolojik üstünlük sağlayan Osman Ağa düşmanlarından her zaman bir adım önde başlıyordu. Kendisi kesinlikle merhametli bir insan değildi, içlerinde elbette masumların da bulunduğu sayısız insanın canına ve malına kastettiği bir gerçektir. Hatta daha da ilginci Türk köylerini de basıp işe yarayacak ne kadar erzak, silah ve alet varsa onlara da izinsiz şekilde el koyduğu da gerçektir. O dönemlerde yaşayan insanların torunları, günümüzde bile Osman Ağa’nın “haydut ve zorba” davranışlarından yansıyan örnekleri günümüze kadar aksetmişlerdir.

Osman Ağa, karadeniz bölgesinde yer alan Rum nufüsünün bu kadar azalmasının yegane sebeplerinden bir tanesidir. Bölgede kalan Rumlar önce dinini sonra dilini değiştirmek zorunda kaldı. Diğerleri ise genellikle Gürcistan’a göç etti. Osman Ağa, Koçgiri ayaklanmasında da, aynı şekilde, karşısındaki gerilla düzenindeki düşmanı alt edebilmek için çok iyi bildiği kontr-gerilla faaliyetlerini başarıyla sürdürüp, hiç bilmediği coğrafyalarda, o bölgenin uzun süre sahibi olan aşiretleri kazımıştır. Kendisi Kurtuluş Savaşında da bağlı olduğu birliklerle düşmana bıçaklarla saldırmış ve vatanın kurtarılmasında önemli görevler almıştır.

Mecliste bulunan ikinci grubun lideri Ali Şükrü Bey cinayetine adı karışmış, sonrasında ise Muhafız taburu tarafından kuşatılmış, yaralı ele geçirilmiş ve sonrasında da karanlık bir şekilde ölmüştür. Atatürk, Samsun’a ayak bastıktan sonra aklında vatanı tekrardan kurtarma fikrini uygulayabilmek için elinde olan tüm imkanları kullanım süreleri bitene kadar kullanmıştır. Osman Ağa o zamanlarda Osmanlı Hükümeti tarafından pek sevilen bir insan değildi hatta aranmaktaydı! Atatürk, bölge üzerinde nüfuzu olan bu çete liderini elbette görmezden gelmeyecekti. Kendisi ile yaptığı görüşmelerin ardından kendisine bağlamış artık onun adına hareket edecek bir insan haline gelmişti. Uzun bir süre desteğini esirgememiş olan Atatürk, bir ihtimalle (Çerkez Ethem den sonra çeteciliğin tükenmesi gerektiğine karar vermiş olabileceğinden) kendisinin ipini çekmiş olabilir. Bu noktada karanlıkta kalan çok fazla sayıda nokta var.

Mecliste açık açık İngiliz mandasını savunan, şeriat yanlısı ve taban tabana Mustafa Kemal’e muhalif olan Ali Şükrü Bey, Mustafa Kemal açısından, ilerleyen günlerde ulusun kaderini yeniden çizecek olan devrimleri gerçekleştirmesindeki en büyük engellerden bir tanesidir. Atatürk, Ali Şükrü Bey’i, Osman Ağa’ya öldürterek bir taşla iki kuş vurmayı planlıyor muydu bilinmez. Aslında mecliste her zaman demokratik seslerin fazlalığından yana olan Atatürk, Ali Şükrü Bey’i (hiç sevmemesine rağmen) böyle bir plan yapmış olması bana biraz uzak bir ihtimal gibi geliyor. O dönemde bu şahıslar arasında geçen diyalogları ve perde arkasında gerçekleşmiş sahneleri bilmediğimiz için şu anda bir şey söylememiz uzak tahminlerden ibaret olacaktır.

Atatürk özellikle Çerkez Ethem olayından sonra çeteciliği bitirme konusunda aklında bir şeyler netleştirmiş olmalı ancak bunun Ali Şükrü Bey cinayetinden sonra gerçekleşmiş olmasının tesadüf olup olmadığını muhtemelen hiç bilemeyeceğiz. Osman Ağa’nın -birilerinin- gazına gelip Ali Şükrü Bey’i öldürmüş olması da küçük bir ihtimal çünkü cinayet, Osman’ın adamlarından bir tanesinin Ali Şükrü’yü “Ağa seni kahve içmeye çağırıyor” demesinin ve adamıyla beraber evine çağırmasından oluşuyor. Bu noktada Ali Şükrü Bey öldürüldükten sonra cesedi Topal Osman’ın bulunduğu yere oldukça yakın bir yerde çıkması da ayrı bir soru işareti olarak görülüyor. Üstelik ceset gayet teşhis edilebilir durumda toprağın üzerinde yatmaktayken! Ali Şükrü Bey’in naaşı bulunduğunda avuç içinde Topal Osman’ın evindeki hasırdan parçalar olması ve adamlarından bir tanesinin cinayeti itiraf etmesinde de soru işaretleri bulunmaktadır. Cinayeti Osman işlediyse bile bunu diğer adamlarının da bilmesi gerekiyordu, öldürdükten sonra ceset neden evinin çok yakınında bulundu ayrıca mecliste önemli bir milletvekilini öldüren Osman neden hiçbir şey yokmuş gibi yaşamaya devam etti? Ayrıca yakın zamanda Hacca gitmeyi planlayan bu insan artık “durulmuş” muydu? İşin bu boyutunu da asla bilemeyeceğiz.

Topal Osman okların kendisine yöneldiğini gördüğünde, köşkü basmış, Mustafa Kemal’e “bir şeyler” söylemesi gerektiğini iletmiştir. Ancak zorla içeri girebilen Osman ve adamları Mustafa Kemal’i içeride bulamayınca oldukça sinirlenmiş evi kurşun yağmuruna tutmuş ve her yeri dağıtmışlardı. Bence burada bazı ihtimaller var;

1-) Topal Osman cinayeti planlı olarak işledi ancak kendisi deşifre edilince sinirden köşkü basıp Mustafa Kemal’e zor kullanmak istedi.

2-) Topal Osman cinayeti plansız olarak işledi (ya da en azından dokunulmayacağına dair söz aldı) ancak deşifre olunca kökü bastı ve Mustafa Kemal’e zor kullanmak istedi.

3-) Topal Osman bu cinayeti işlemedi ve en güvendiği isimden yardım almak için köşke gitti.

4-) Topal Osman bu cinayeti işlemedi ve kendisinin ortadan kaldırılacağını anlayınca köşkü bastı ve Mustafa Kemal’e zor kullanmak istedi.

 

Bunlardan hangisi ya da başka bir ihtimal mi gerçekleşti hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Topal Osman vatansever bir insandı ve yetenekliydi. Köşkün basımla esnasında kendisinin köşkte bulunmaması ve ona müdahaleye gidecek olan Muhafız Taburunun komutanın anılarına bakacak olursak bir “kumpas” dönmüş olabilir. Atatürk, askeri bir defa olduğu gibi siyasi bir dehaydı da. Kendisi her zaman şartların gerektirdiği şekilde davranış, belirli bir güce ulaştıktan sonra aklındaki planları uygulayarak, vatanı “muassır medeniyetler seviyesine” yükseltmeyi amaçlamıştı. Topal Osman ve çetecilik öyle ya da böyle bitecekti ve elim bir olayda hem siyasi bir cinayet hem de Topal Osman’ın sonu olarak bu dönem kapanacaktı. Bu karanlık dönem içerisinde de yaralı olarak ele geçirilen Osman’ın öldürülmesi onun susturulmasını da sağlayacaktı. İçerisinde çok bilinmeyenli değişkenlerin olduğu bir denklem gibiydi Topal Osman’ın sonu ve Ali Şükrü Bey cinayeti.

Tüm bu olayların ardından bir ülkenin kaderi değişecekti. topalosman4

Reklamlar

Tarihimizin En Büyük Kontrgerillası: Topal Osman Ağa” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s