Wilhelm Gustloff – En Büyük Deniz Trajedisi

1945 yılı Nazi Almanyası için trajedilerin birer birer sıralandığı kara bir yıldı. Savaşın her cephesinden müthiş bir geri çekilme, çekilirken arkada bırakılan topraklar, savaşçılar, ekipmanlar, anılar ve daha niceleri. Wilhelm Gustloff gemisinin batırılışı da bu trajediler arasından en büyüklerlerinden bir tanesidir.

Aslında hizmete girdiği 1937 yılında seyahat gemisi olarak planlanmış ve inşa edilmişti. Buradaki esas amaç Nazi Almanyasını ve Nazizmi dünyaya biraz daha iyi sahnelemekti. Özellikle orta ve orta üst kesimden insanların, parti yöneticilerinin ve ailelerinin seyahat etmesi için planlanmış olan gemi 1939 yılına kadar bu amaçla hizmet etti.

1939 yılı yazından itibaren askeri kariyeri başladı. Milliyetçi güçlerin İspanya İç Savaşında galip gelmesinin ardından Franco yönetimindeki güçlere kısa bir süre hizmet etti. 1939 Eylülünden, 1940 Kasım ayına kadar hastanesi gemisi olarak görev aldı. Lazarettschiff D olarak içi ve dışı dizayn edildi. 20 Kasım 1940’dan itibaren medikal ekipmanlar söküldü, dışı beyaz üzerine yeşil çizgilerden, askeri gri rengine boyandı. İngiliz blokajı altındaki Alman sahillerinde konaklama gemisi olarak görev aldı. Bu aşamada ortalama 1000 adet U-Boat acemisi ve 2. Denizaltı Eğitim Birliğine hizmet verdi. Bu aşamada Danzig yakınlarındaki Gdynia limanında bulunmaktaydı. Almanlar sonradan bu bölgeye “Gotenhafen” ismini verdiler. Gemi bu limanda dört yıldan daha fazla bekledi ve ardından Hannibal Operasyonu kapsamında görev alması için hazırlandı.

Hannibal Operasyonu, Courland, Doğu ve Batı Prusyadaki Sovyet ilerlemelerine karşın topyekün bir geri çekilme harekatıydı. bu bölgelerdeki personeller, aileleri, yaralı askerler, sığınmacılar ve buna benzer gruplardan oluşan kalabalık bir topluluk Gustloff ile Kiel limanına taşınacaktı. Söz konusu grupların içerisinde yüksek teknolojili silah geliştiricilerinden oluşan bilim adamları, gestapo üyeleri, savaş suçluları, kullanım dışı kalan U-Boat gemi personelleri gibi değişik gruplar da mevcuttu. Geri çekilmenin yarattığı panik insanlar üzerinde olukça fazlaydı. Gemi üzerinde bulunan insanların aşırı kalabalığı ve tedirginlikleri de eklenince durum daha karmaşık bir hal almaktaydı.

Gemi, 30 Ocak 1945’te öğleden sonra 12:30’da harekete geçti. Gustloff ile beraber Hansa isimli bir yolcu gemisi ve iki torpido botu da eskortluk yapmaktaydı. Bir süre sonra Hansa ve diğer torpido botu mekanik problemlerden ötürü yola devam edemediler ve geri döndüler. Gustloff, kalan diğer torpido botu Löwe ile beraber yola çıktı. Gemide dört adet kaptan bulunmaktaydı. Gustloff’un kaptanı, iki adet sivil gemi kaptanları ve bir tane de U-Boat kaptanı yer almaktaydı. Gustloff’un kaptanı Friedrich Petersen, mayınlardan temizlenmiş olduğunu düşündüğü denizin iç kısımlarına doğru rotasını değiştirdi. Bu esnada mayın temizleme konvoyundan anlaşılamayan bir mesaj alan gemi, çarpışmayı önlemek için karanlıkta yeşil ve kırmızı seyrü-sefer lambalarını yaktı. Bu durum karanlık denizde geminin kolayca tespit edilmesine neden olacaktı.

İlerleyen saatlerde Alexander Marinesko komutasındaki Sovyet Denizaltısı S-13, Gustloff’u tespit etti. Eskort görevdeki torpido botunda yer alan denizaltı sensörü soğuktan donmuştu ve çalışmamaktaydı. Marinesko, geminin sancak tarafından yaklaşık iki saat boyunca takip etti. Ardından kıyıya yakın olan iskele tarafından atağa geçti. Saldırı gerçekleştiği esnasında akşam 21:00 sularıydı. Marinesko mürettebatına dört adet torpidoyu ateşlemelerini emretti. Torpidoların ilkinin adı “vatan için”, ikincisi, “Leningrad için”, üçüncüsü ise “Sovyet halkı için” olanlardı. Dördüncü torpido olan “Stalin için” fırlatma tüpünde sıkışmış, ateşlenememişti.

İlk torpido isabeti Gustloff’un pruvasına isabet etmişti. Bu bölümde izinli mürettebat uyumaktaydı. Bu bölümdeki su geçirmez kapılar mürettebatın üzerine kapatılmak zorunda kalındı. İkinci torpido, kadınların konakladığı yüzme havuzunun olduğu bölüme denk gelmişti, boşaltılmış olan havuzun karolarının patlaması nedeniyle çok ağır kayıplar verildi. 373 kişiden sadece üç tanesi hayatta kalabildi. Üçüncü torpido da geminin ortasındaki makine dairesini isabet aldı. Geminin tüm gücü ve iletişim hattı koptu. Savaş gemisi standartlarında üretilmeyen bu gemi için üç torpidonun isabet etmesi korkunç bir yıkım gerçekleştirdi. Oldukça sınırlı sayıdaki cankurtaran filikalarına akın eden insanları ise daha kötü bir son bekliyordu. Gemi aldığı yaralardan dolayı yaklaşık 20 dakika sonra iskele tarafına doğru hızlıca yatınca hem o bölümdeki filikalar geminin dolayısıyla suyun altında kaldı hem de sancak tarafındaki filikalar daha inmediği için gemi döndüğünde havaya savruldu ve içindeki yolcular ya gemi yüzeyine çarptı ya da buz gibi Baltık Denizinin sularına gömüldü. Bu can pazarından sadece 996 kişi hayatını kurtarabildi. Hayatını kurtarabilenler arasında yer alan araştırmacı Heinz Schön’e göre toplamda 9343 kii hayatlarını kaybetti ve rakamların yaklaşık 5000 tanesi çocuklardan oluşmaktaydı. Sonra yapılan araştırmalarda ise ölü sayısının 10.000’in çok daha üzerinde olabileceği görüldü, çünkü gemi personel listesinde sivillerin, mültecilerin hatta kadınların da büyük bir kısmı yer almamaktaydı.

Kazadan sonra dört kaptan da hayatta kalmıştı. Açılan soruşturmada Wilhelm Zahn suçlansa da, Nazi Almanya’sının çöküşü ile beraber dava asla sonuçlanmadı.

Saldırıdan önce Sovyet Askeri mahkemesinde yargılanan Marinesko, alkol problemleri ve izinli olduğu zamanda kendisi ve mürettebatının bir genelevde basılmasından dolayı yargılanmış, sonucunda da “kahraman olmaya uygun olmadığı” sonucu çıkmıştı.

Saldırıdan 11 gün sonra General von Steuben gemisini de batıran Marinesko, o gemide bulunan yaklaşık 4500 kişiyi de öldürmüştü.

Savaşı kazanan tarafların yazılı metinlerinde her ne kadar bu gemilerde uçaksavar bataryalarının olduğu savunulsa da bu gemiler herhangi bir şekilde savaşmaya uygun değildi. Üzerlerinden herhangi bir şekilde havadan ve denizden gelebilecek saldırıları engelleyici sistem ve ekipmanlara sahip değildi. Buna uygun mürettebatı zaten yoktu. Açık bir şekilde işlenen savaş suçlarını örtbas etmeye çalışan bu söylemler, savaşın içerisinde öyle ya da böyle gerçekleşen trajedilerden sadece bir tanesidir. 1963 yılında ölene kadar hiçbir zaman bir kahraman olLazarettschiff  "Wilhelm Gustloff" in Danzigarak alılmayan Marinesko, saldırıları gerçekleştirdikten sonra “Sovyetler Birliği Kahramanı” ödülü yerine çok daha altındaki “Kızıl Bayrak Nişanı” ile ödüllendirildi. Savaş bittikten sonra rütbesi düşürüldü ancak hiçbir zaman yargılanmadı. Gorbaçev zamanında ise yani 1990 yılında Sovyetler Birliği kahramanı olarak mezarı ödüllendirildi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s