Beyaz Ölüm [Simo Häyhä]

Simo Häyhä

Simo Häyhä

2. Dünya savaşının başlamasından sadece 3 ay sonra patlak veren ünlü Kış Savaşının kısacık boylu ama durdurulamayan bir ölüm makinesi olan Simo Häyhä’nın hikayesini bu yazımızda okuyacaksınız…

 

 

 

 

Finlandiya kelimesini duyduğumuzda aklımızda ‘askeri bir süper güç’ ifadesi elbette canlanmamaktadır. Ancak 1939 kışında başlayan ünlü Kış Savaşında acımasız Sovyet ilerleyişine karşı adeta kurtuluş savaşlarını veren Fin halkının ve ordusunun gurur kaynaklarından biridir Simo Häyhä. Boyu, hep kullandığı Mosin Nagant tüfeğinden sadece biraz daha uzun olan bu keskin nişancı kendinden önce ve sonrasında hiçbir savaşta ve hiçbir askerin sahip olamayacağı bir üne ve başarıya sahip olacaktı.

 

Savaştan önce çiftçilik ve avcılık yapan Häyhä, 20 yaşında Fin ordusuna katılmış ve Viipuri bölgesinde yapılan atıcılık yarışmasında var olan tüm kulvarlarda birinci gelmiş ve tüm ödülleri toplamıştır.

 

1939 yılında Sovyetler, detaylarına Kış Savaşına özel ayrı bir yazımızda değineceğimiz olaylar neticesinde 2. Dünya Savaşının başlamasından 3 ay sonra Finlandiya’ya savaş ilan eder. Savaş ilanından önce diplomatik girişimlerini kullanan Sovyetler, Stalingrad’ın savumasına yardımcı olmak amacıyla Finlandiya’ya ait bazı stratejik bölge ve adaları talep eder, 1700 kilometre kare talep edilen toprak karşısında Sovyetler Finlandiya Rusya sınırının ortasından 3500 kilometre karelik bir toprak alanını takas etmeyi düşünür, teklifin reddedilmesinin ardından satın almak için Fin yetkililerle bir kez daha temasa geçen Sovyet yetkililer tekrar bir red cevabı alırlar. Burada Finlandiya tarafsız konumundan taviz vermek istememekle beraber ulusal ve toprak bütünlüğü açısından Mannerheim önderliğinde oldukça dirayetli bir tutum göstermiştir. Tüm diplomatik görüşmelerden sonuç alamayan Sovyetler masaya savaş kartını oynayacaktır.

white-death-6000

Savaş hazırlıklarına girişen iki taraftan Sovyetler Birliği teknolojik açıdan, asker ve askeri teçhizatların nitelik ve nicelikleri bakımından tartışmasız üstünlüğe sahipti. Kademeli olarak cepheye sürülen askerlerin sayısı Sovyetler tarafında 1.5 ile 2 milyon askere ulaşırken, Finler 350.000 civarında bir asker sayısına ulaşabilmişlerdir. Savaştaki Fin ordusunun kayaklı mobil birlikleri, vur-kaç taktikleri ve -20, -30 santigrat derecedeki hava ve donmuş kış koşullarına çok iyi adapte olan, arazi koşullarını çok iyi bilip, savaşta o kötü koşulları kendi lehlerine kullanan Fin ordusu, Sovyetlere inanılmaz bir kayıp verdirmiş. Sovyetlerin 2500-3000 arası tank, 450-550 arası uçak ve 450.000 – 550.000 arası kayıp ve yaralı sayısı ile savaştan “galip” olarak çıktığının düşünürsek facianın boyutları az çok gözümüzde canlanabilir. Savaştan sonra Kliment Voroşilov isimli Sovyet general gazetelere; “Kazandığımız bir avuç toprak ancak ölülerimizi gömmeye yetti” diye bir açıklama yaparak durumun vahametini teyit etmiştir..

 

Tüm bu vahşetin içerisindeki bir adam, doğuştan sahip olduğu yeteneklerini, çocukluktan itibaren avcılık ve atıcılık pratikleri ile geliştirmiş ve sonucunda tam bir ölüm makinesi haline gelmiştir. Häyhä, Fin ormanlarını çok iyi tanıyordu, donmuş buzlar, ağaçları ve dallarında nereye saklanacağını, nasıl atış yapacağını çok iyi biliyordu. İnanılmaz sabırlı birisi de olan Häyhä, tamamen beyaz bir kamuflaj kıyafeti giyerek, ağaç dalları ve karlardan kendine küçük bir çıkıntı yapar, arkasına uzanır ve adeta kalp atışlarını yavaşlatır ve sadece düşmanın gelmesini beklerdi. Yanında sadece Mosin-Nagant tüfeği, yedek şarjörleri ve çok az da yiyecek vardı. Yiyeceği tükenene kadar birkaç gün karların arasında gözünü kırpmadan düşmanın atış alanına gelmesine bekler ardından üsse geri dönerdi.

 

İlk çatışmasına Kollaa bölgesinde, geniş çaplı bir Sovyet hücumu içerisinde kendini bulur. Sayıca çok daha az olan Fin birlikleri düşmanı yıpratmak için küçük çaplı çatışmalara girmiş ve o gün 20 Sovyet askeri öldürmüştür.

 

Girdiği her çatışmadan daha da tecrübe kazanarak ve kendini geliştirerek çıkan Häyhä, tüfeğine keskin nişancı dürbünü takmamıştır. Kendisi bunun sebeplerini 3 şekilde açıklıyordu; birincisi dürbünün takılması nedeniyle nişancı normal çıplak gözle atış (iron sight) pozisyonuna kıyasla kafasını daha çok kaldırmak zorunda kalıyordu ve bu da yerinin daha kolay tespit edilebilmesine yol açıyordu. İkinci olarak dürbün merceğinin güneş ışığında yansıma/parlama yapması ve son neden ise zorlu Fin kışındaki inanılmaz soğuğun mercek camlarını dondurması ve buğulandırmasından kaynaklanıyordu. Savaşın başlangıcında sürgülü mekanizmalı (mavzer tipi) silaha sahip olan Häyhä, elde ettiği başarıların neticesinde üst komutanlık tarafından kendisine özel yapım Sako M2/28-30 silahı (SN: 60974) verilir. Bu silah sayesinde çok daha düşük profilden atış yapabilmekte, geliştirilmiş versiyon bu silahın tutukluk yapma sorunu giderilmiş ve namlu çıkış basıncı atış yaptığında yerini belli etmemesi için azaltılmıştı. 200 ve 1500 metre arasında etkili menzili olan bu silahı savaştan yıllar sonra mikro balistik incelemelerinde mükemmel bir isabete sahip olduğu görülecekti.

 

white-death-6006

Kendisinden önde giden şöhreti Sovyetler tarafında da yankı bulacak ve kendisini öldürmek için özel görevle görevlendirilen bir grup Sovyet keskin nişancısını da öldürecekti. Ayrıca kendisinin saklandığı yerleri tahmin eden Sovyet topçuları ve havancılarından bir çok atış gelecekti. Hiçbir şekilde fark edilemeyen silüeti ve kamuflajı, muhteşem silahı ve atış yeteneği kendisini dünyanın gelmiş geçmiş en iyi keskin nişancısı yapmaktadır. Düşmanı gözetlediği anlarda fark edilmemek için ağzına ve çenesine kar dolduran Häyhä, ağzından ve burnundan çıkan sıcak havanın buhar oluşturup hemen üzerinde tütmesini önlemek ve yerini ele vermemek için yaptığı özel tekniklerden sadece bir tanesidir.

 

Çatışmalarda tüfeği ile 542 askeri öldüren Häyhä, 9 mm’lik Suomi hafif makineli tüfeği ile 200 asker öldürmüş ve tüm bunları 100 günlük bir süreçte başarmıştır.

 

6 Mart 1940 yılında patlayıcı bir mermi kafasının hemen yanında infilak etmiş, bunun sonucunda sol çenesi ve yanağı kopmuştur. Hemen hastaneye kaldırılan Häyhä’nın silah arkadaşlarının ifadesiyle kafasının yarısı yerinde yoktu. 10 gün biliçsizce hastanede yatan Häyhä, ardından hızlı bir şekilde iyileşmiş ve günlük hayatına devam edebilmiştir. Savaştan sonra Fin başbakanı Urho Kekkonen ile geyik avlarına katılmış ve köpek yetiştiriciliği yapmıştır.

 

1998 yılında nasıl böyle iyi bir atıcı olduğu sorulduğunda “Sadece pratik yaparak.” cevabını vermiştir.Bir diğer soruda ise öldürdüğü kişilerin için pişman olup olmadığı sorulmuştur.Cevap olarak ise ” Ben sadece görevimi yerine getirdim ve bana yapmam için söylenenleri.”

 

Simo Häyhä, 2002 yılında hayata gözlerini yumacak ve arkasında bir açıdan büyük bir şöhret ve askeri başarı diğer açıdan ise bir yıkım ve ölüm makinesi olarak anılmaya devam edecekti.

 

Simo_Häyhä's_grave

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s