Ankara Rüzgar Tüneli (ART)

ruzgar_tribunu

Cumhuriyet sonrası Türkiye tarihi, içerisinde gün yüzüne çıkarılmayı beklenen, sadece birkaç insanın hakkında bilgi sahibi olduğu ve hepsi birbirinden değerli olaylara ev sahipliği yapan bir müze durumundadır. Bu müzenin en az bilinen ancak en çok hayranlık uyandıran parçalarından birisidir belki de; Ankara Rüzgar Tüneli. Atatürk’ün emri ile başlatılan havacılık alanındaki gelişmeler, meyvelerini bugün dahi yediğimiz atılımlara sahne olacaktır. 1950’li yıllarda faaliyete geçirilen ancak uzun yıllar atıl kalmış ve son on küsür yıldır, Tübitak, Aselsan ve bazı üniversitelerin kullanımıyla ciddi şekilde faydalanılan bu tünelin hikayesine gelin hep beraber bakalım…

Aslında her şey 1910 yılına dayanıyordu demek yanlış olmaz. O zamanlar için yüzbaşı rütbesindeki Mustafa Kemal Paşa, Fransız Başkomutan Foch’un bizzat yöneteceği, Picaride Tatbikatlarına, Binbaşı Selahaddin Bey ile beraber, Osmanlı Devletini temsil eden heyet içerisinde olacaktı. Henüz 29 yaşındaki Mustafa Kemal Paşa, tatbikatta oldukça ilgili görünmüş, yaptığı yorumlar ve önerilerle avrupalı meslektaşları içerisinde dikkat çekmişti. Buradaki gelişmeleri yakın takip eden Mustafa Kemal Paşa, uçağın askeri anlamda ilk kez kullanıldığı bu tatbikatta, göklere hakim olmanın önemini kendisi daha sonraları “İstikbal göklerdedir!” şeklinde ifade edecekti.

Yeni kurulan Türkiye’de her koldan yapılan yatırımlar ve gelişmelerden elbette ki havacılık sanayimiz de nasibini alacak, 1930’lu yılların başından itibaren ülkemiz, ciddi anlamda çalışmalara ev sahipliği yapacaktır. Picardie Manevralarından sonra, 1. Dünya Savaşının hemen her cephesinde kullanılmış olan uçakların etkinliği artık sorgulanamaz bir noktaya gelecekti. İlerleyen yıllarda da özellikle İspanya İç Savaşında, uçak teknolojisinin bir adım ileriye taşınarak, çift kanatlı (biplane) uçakların, monoplane uçaklar karşısında nasıl aciz kaldığının bir kanıtını sunacak ve bu doğrultuda monoplane uçaklara geçişle beraber, bu uçakların balistik araştırmaları, aerodinamik iyileştirmeleri, daha yüksek hızlara, daha yüksek irtifaya çıkmaya imkan sağlayan daha gelişmiş motorlara ve en nihayetinde de jet motorlarına dönüşecek olan bu evrimde rüzgar tünelleri, yapılacak ar-ge çalışmaları için oldukça hayati tesisler olarak karşımıza çıkmaktadır.

1929 Büyük Buhran’ın dünyada yarattığı geniş ölçekli ekonomik kriz, elbette ki ülkemizi de etkilemiş ve yapılması planlanan atılımları daha sonraki tarihlere ertelenmesine neden olacaktır. 1930’lu yılların sonunda planları çıkartılan rüzgar tünellerimiz ancak 1940’lı yıllarda inşasına başlanabilecek ve dönemin iktidarlarının basiretsizliği ve öngörüsüzlüğü sonucu ancak 1950’li yılların başında inşası tamamlanabilecekti. Planlanan tarihten çok geç bir zamanda bitirilmesi yetmediği gibi, o dönemde alınan Marshall Yardımları sonucu (ve dış baskılar sonucunda) Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş ve diğer bazı girişimcilerimizin binbir emekleri ile üretilen uçak fabrikalarımız ve atölyelerimiz kapatılacak ve bunun sonucunda da Ankara Rüzgar Tüneli (ART) işlevsiz kalacaktır.

İlerleyen yıllarda amacı dışında kullanılması için projeler üretilse de, en azından bunların da gerçekleşmemesi, atıl dahi olsa bu yapının korunmasını sağlayacaktı. Yaklaşık 50 yıl kadar, Ankara Beşevler tarafında etrafı büyük duvarlarla çevirili bu metruk yapı, 1999 yılında test amaçlı motorları çalıştırılmış ve beklenin aksine oldukça sessiz ve verimli bir çalışma imkanı verdiği tespit edilmiştir. Sahip olduğu donanımları ve altyapısı ile 2000 yılında Subsonic Aerodynamic Testing Association (SATA) grubuna üye olmayı başaran ART, günümüzde sivil ve savunma sanayisinde yapılan değişik çalışmaları denemek üzere kullanılıyor.

ART

Boşa akıp giden onca yıldan sonra böyle değerli bir tesisin ülkemizin en değerli kurumları tarafından yoğun şekilde kullanılması bizleri oldukça sevindiren bir gelişmedir. Dünyada 1930’lu yıllarda yapımına başlanan rüzgar tünelleri ve ardından kurulan (bazıları günümüzde de faal olan) havacılık şirketleri arasında ülkemizin de en azından kendi şirketinin olması ve havacılık tarihine yön vermesi o zamanlar için içten bile değildi. Türkiye’nin havacılık tarihindeki iç burkan onlarca örnekten bir tanesi olmasına rağmen, sonunun diğerleri gibi tarihin tozlu sayfalarına karışmaması bu hikayedeki belki de tek sevindirici şey olmuştur. Keyfile okumanız dileğiyle, teşekkürler.

____________________

Kullanılan kaynaklar;
http://www.mmo.org.tr/resimler/dosya_ekler/998a1d01d86351b_ek.pdf?dergi=1121
http://www.aa.com.tr/tr/s/22794–50-yil-sonra-bilimin-hizmetinde
– Wikipedia
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s