Midway Savaşı ve Japon Şanssızlığı

Midway= Yolun Yarısı
BattleOfMidway1

7 Aralık 1941’de Amerika’nın Hawaii Adaları’ndaki Pasifik Filosu’na ani ve başarılı bir baskın düzenleyen Japonya, bu baskını takip eden yedi ay boyunca baş döndürücü bir yayılma gerçekleştirir.


Hong Kong, Filipinler, Çinhindi, Malezya, Endonezya, Güneybatı Pasifik adaları Japon işgaline girer. Müttefikler ağır kayıplara uğrar ve sürekli geri çekilir. Japon yayılması Avustralya’ya ve ABD’nin Pasifik’teki can damarı olan Hawaii Adaları’na kadar dayanır. Fakat ne büyük ölçüde olursa olsun, Japon yayılması bu iki hedefi de kapsamına almadığı sürece yeterince güvenli olmayacaktır. Çünkü Avustralya ve Hawaii üsleri Müttefik kuvvetlerin elinde bulunduğu takdirde, uzayan zamanla birlikte savaş alanlarında ağırlığını hissetirmeye başlayacak olan Amerikan endüstrisi, bir süre sonra Japon kazanımlarını bir bir geri alma potansiyeline sahiptir (ki sonuçta da bu oldu). Ancak Avustralya ve Hawaii de alındığı takdirde ABD’ye Pasifik Cephesi’nde bir saldırı harekatına başlama imkanı verecek hiçbir ileri üs kalmayacağı ve bu cephede Amerika tamamen kendi ana karasına hapsedilmiş olacağı için, belki Japonya ile barışa mahkum kalacak ve böylelikle 7 Aralık 1941’i takip eden Japon yayılımının büyük bir kısmı da garantiye alınmış olacaktır.
Bu stratejiye dayanan Japonya, Nisan 1941’de Avustralya’ya karşı harekete geçer. Mercan Denizi Savaşı yaşanır ve berabere kalınır. Avustralya’ya yönelik Japon yoklaması bir süreliğine rafa kaldırılır. Bu kez de dikkatler Hawaii üssüne yönelir.

1942 Nisanı’nın son günleri ve Mayıs ayı boyunca Amerikan telsiz dinleme postaları Japon iletişiminde sürekli ve giderek yoğunlaşan şifreli bir hedef ismi tespit etmektedirler: AF. Japon mesajlarındaki AF yoğunluğundan, bir sonraki hedefin orası olacağı bellidir; ama AF neresidir? Amerikan kurmaylar kendilerini Japonların yerine koyarak düşündüklerinde üç- dört ihtimal öne çıkmaktadır. Amerikanların bu ihtimallerin hepsini birden koruyabilecek güçleri yoktur. Aslında Japonlar karşısında o kadar zayıftırlar ki birini bile koruyabilecekleri şüphelidir. Ama zayıf da olsa bir başarı şansına sahip olabilmeleri, AF’nin neresi olduğunu kesin olarak bilebilmelerine bağlıdır. Aksi halde hiçbir şansları da olmayacaktır. İhtimaller arasında en güçlü olanlardan biri AF’nin Midway olduğudur. Hawaii’nin kuzeybatısında bulunan Midway, stratejik hedef olan Hawaii’ye saldırılmadan önce mutlaka ele geçirilip bir ileri deniz/hava üssü durumuna getirilmesini gerektiren bir coğrafi konuma sahiptir.
Bu ihtimalden yola çıkan Amerikan istihbarat subayları, Japonlara bir yem atmaya, bir oyun oynamaya karar verirler. Böylece  ”Kaderin Midway Mucizesi”ni oluşturan taşlardan ilki yerine yerleştirilmiş olur.
Hawaii’deki Amerikan karargahından Midway’e bir haber gönderilir ve Midway’den Hawaii’ye şifresiz olarak açık bir telsiz mesajı çekmesi istenir: ”Tatlı su kondansörümüz bozuldu. Acele(tekrar ediyoruz acele) olarak yenisini gönderin”. Askeri değeri yüksek bir mesajdır bu. Japonların dikkatini çekmemesi mümkün değildir. Sonra Pasifik’in dört bir yanına dağılmış olan Amerikan dinleme postaları dört kulak kesilirler. Beklenen haber gecikmez. Amerikan mesajını zapteden Japon istasyonlarından biri Tokyo’yu hemen uyarır:”AF’nin tatlı su kondansörü bozuk!”
Japonlar yemi yutmuş ve Amerikanlar istediklerini öğrenmiştir. Hedef Midway’dir…

Japon gücü Midway’e doğru Japonya’daki merkez üslerinden demir alırken filo komutanı Koramiral Nagumo’ya kötü bir haber iletilir. Hava Harekatı Başkanı Yarbay Genda ağır bir grip nedeniyle hastanede yatmaktadır. Onun yerini alabilecek ikinci adam olan Yarbay Fuçida da o sırada apandisitinden ameliyat olmaktadır. İkisi de savaş dışıdır. Haberi alan Koramiral Nagumo hafifçe sararır ve titrek bir sesle konuşur:”Pearl Harbor Baskını’nı Genda başlatmış ve Fuçida yönetmişti. Şimdi her ikisi de yok!” Kurmayları, komutanlarını teselli etmeye çalışırlar. Usta havacıların yerlerine getirilenler ise bu çapta bir harekatın altından kalkması imkansız, beceriksiz subaylardır.
Bu Midway’e giden yolda Kader’in ikinci taşıdır.

Japon filosu Pasifik’e açıldığı andan itibaren eşine az rastlanır yoğunlukta bir sis tarafından kuşatılır. Savaş düzeninde ilerleyen yüzden fazla gemi, telsizleri kapalı ve radar henüz kullanılmıyor… Durumun ne denli bir keşmekeş oluşturduğunu tahmin etmek güç değildir. Japon gemileri birbirlerine çarpmamak için hız keserler. Midway’e varış süreleri bütün planlarını alt-üst edecek ölçüde uzar… Bu gecikme, Amerikanlar için bir altın fırsat olur. Hazırlıklarını hızla bütünleyip tam zamanında Midway sularındaki yerlerini alır ve Japonları beklemeye başlarlar…

Üç Amerikan uçak gemisinin nerede bulunduğu sorusu, Japonlar için hayati bir önem taşımaktadır. Durumu netleştirmek için de merkezi Amerikan üssü olan Hawaii’ye bir hava keşfi planlanmıştır. Uzun menzilli bir Japon deniz uçağı Amerikan uçak gemilerinin Hawaii’de olup olmadığını kontrol edecektir. Fakat son anda Tokyo’daki genel karargah keşif kararını iptal eder. Ve en kötüsü, iptal, Midway’e ilerlemekte olan filoya bildirilmez. Ve haklı olarak filo, her şeyin yolunda olduğunu, hiçbir aksi sürpriz ihtimali bulunmadığını düşünerek yoluna devam eder.
Oysa bu gaflet de beklenen sona döşenen bir taştı. Amerikan uçak gemileri sessiz sedasız Midway etrafındaki yerlerini almışlardır.
En sonunda kader günü olan 4 Haziran 1942 gelip çatar. 108 Japon pike bombardıman uçağı, sabahın erken saatlerinden itibaren Midway’deki zayıf Amerikan garnizonunun üstüne çullanmıştır. Çevredeki Amerikan uçak gemilerinin varlığından habersiz bulunan Japonlar, tam bir rahatlık içindedirler. Nasıl olmasınlar ki? Küçük Midway savunması karşısında dev Japon armadası… Ama yine de her şeyi şansa bırakmak istemezler. Japon filosundaki kruvazörlerden mancınıkla fırlatılan keşif uçakları Midway karasularında Amerikan uçak gemilerini aramaktadır. Fakat bir tanesi, teknik bir arıza sebebiyle geç fırlatılır. Yarım saat kadar… Yarım saat geç fırlatılan 4 no’lu keşif uçağının bölgesinde tam üç tane Amerikan uçak gemisi bulunmaktadır. Ve bu gecikmenin Japonlara ödeteceği bedel yıkıcı boyutlarda olacaktır.
Bununla da kalınmaz,
4 no’lu keşif uçağı, uçuşu sırasında bir yığın aksilikler yaşar. Motoru bir türlü tam randımanla çalışmaz, yeterli hıza ulaşamaz ve gecikme süresi bu sayede bir saate uzar. En sonunda tam görevini bitirip  geri dönmek üzereyken bir hayli gecikmiş olarak Amerikanları görür. Artık herkes birbirinin varlığından haberdardır. Fakat Japonlar Amerikanların yalnız bir tane uçak gemileri olduğunu zannederler. Çünkü ”no 4” ancak birini görebilmiştir.
İlk saldırı Amerikalılardan gelir. Yavaş ve savunmasız Amerikan torpil uçakları Japonlar için kolay bir hedef olurlar. On beş uçağın tamamı Japon filosuna önemli sayılabilecek hiçbir hasar veremeden Japon avcıları tarafından düşürülür. Düşen uçaklardan sağ kalan tek pilot denizde paraşütüne sarılmıştır ve iki gün orada bekledikten sonra kurtarılmıştır. O günü ‘Çöplükteki sinekler gibiydiler’ diye tarif ettiği Japon Zero avcılarıyla hatırlayacaktır. Gün, Amerikanlar için kötü başlamıştır; ama daha yeni başlamıştır…

İkinci Amerikan saldırı dalgası da yine iki ayrı grup halinde gelen torpil uçaklarından oluşmaktadır. Japonlar bu saldırıyı da havada hazır bekleyen avcı uçakları sayesinde rahatça boşa çıkartırlar… Ve hemen hiç önemli hasar görmezler. Fakat arka arkaya gelen Amerikan saldırıları, Japonları kuşkulandırmıştır. Bu kadar çok sayıda uçağı görünce Amerikan uçak gemisi sayısının birden fazla olabileceğinden şüphelenirler. Ve bu şüpheyi netleştirmek için Midway’de yeniden keşif amacıyla yeni bir keşif uçakları grubu havalandırırlar. Daha başka Amerikan uçak gemilerinin bulunup bulunmadığı bilgisi Japon harekatını doğrudan etkileyecektir. O sıralarda uçak gemilerine inmekte olan bombardıman uçakları gelecek habere göre ya kara hedeflerine uygun bombalarla ya da gemilere karşı etkili olacak mühimmatla donatılacaktır. Ve keşif uçaklarından haber gelene kadar koyu bir belirsizliğe gömülür. Japon uçaklarına iki-üç kez farklı cephaneler yüklenir, boşaltılır sonra tekrar yüklenir… Çok değerli bir zaman dilimi boşuna harcanır…

Sabah yaşanan olayın bir benzeri daha tekrarlanır. Aranan uçak gemileri Japon ”Soryu”dan havalanan keşif uçağının bölgesindedir ve kısa sürede tespit edilir. Fakat tespit, Japon filosuna iletilemez. Çünkü uçağın telsizi arızalanmıştır. Bu durum Japon komutanlarına sahte bir güvenlik duygusu verir. Filonun hava korumasını gerçekleştiren ve benzinleri bitmek üzere olan avcı filoları yakıt ve cephane ikmali için iniş emir alırlar. Bu an, Japon filosunun üzerine yönelen kader sillesinin hız kazandığı andır. Havada filoyu koruyan hiçbir uçak yoktur. Uçak gemilerinin güverteleri, tıklım tıklım bomba ve benzin yüklü olarak kalkış emri bekleyen yüzlerce bombardıman ve torpil uçağıyla doludur. Ve tam o sırada 16 adet Amerikan pike bombardıman uçağı, Japon filosuna varmak üzeredir.

Herşey dört-beş dakika içinde olup biter. Dokuz tane 500 kg.lik bomba hedeflerine tam isabet kaydeder. Dört Japon uçak gemisinden üçü, yanan birer meşale halini almıştır. Bu arada Japonlar da bir Amerikan uçak gemisini batırmayı başarırlar. Fakat günün ilerleyen saatlerinde dördüncü ve sonuncu Japon uçak gemisi de diğerlerinin akibetini paylaşır. Bu gemi batmadan önce telsizi bozulan keşif uçağına da ev sahipliği yapar. Zavallı pilot güverteye iner inmez, hırsından ağlayarak, üç Amerikan uçak gemisiyle ilgili raporunu üstlerine verir. Ama artık çok geç kalmıştır. Kader bu kez etkisini adeta göze sokarcasına göstermiştir.

4 Haziran 1942’de Midway’de yaşananlardan sonra Pasifik Savaşı’nın gidişatı kökten değişmiş olur. Japonlar güçlerinin son sınırında olduklarının farkındadırlar. Savunmaya geçerler. Yavaş yavaş kendini savaş alanlarında hissettirmeye başlayan endüstriyel gücünün etkisiyle Amerika, savunmayı bırakıp aynı yılın Ağustos ayında Guadalcanal’a yaptığı çıkarma harekatı ile saldırılarına başlar… Bu yeni süreç, Ağustos 1942’den, Hiroşima’nın bombalanacağı Ağustos 1945’e kadar kesintisiz üç yıl sürer ve Japonya’nın yenilgisiyle sonuçlanır.

Bu akış içerisinde Midway tam bir stratejik dönüm, mükemmel bir kırılma noktası olmuştur. Amerikalı Başkomutan Oramiral Chester Nimitz’in anlatımıyla: ”Midway, Pasifik Savaşı’nın en can alıcı çarpışması, her şeyin mümkün olduğu bir karşılaşmadır”. Ve son bir şeyin daha altı çizilmelidir:
Midway’in anlamı ”Yol’un Yarısı”dır…
Kaynaklar:
Kötümserin Tarih Rehberi, S. Flexner, Aykırı Yayıncılık, 2005, İstanbul
Midway Savaşı, Donald S. Sanford, Baskan Yayınları, 1981, İstanbul

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s